Daha öncede belirtmiştim. Adıyaman’ın kültürünü, sosyal yapısını, ekonomisini ve şehir hafızasını yeterince tanımayanlar, Ankara’da masa başında oturup bu şehrin kaderini çizdiler!
Son 7-8 ay içerisinde 3-4 defa, masa başında planlanan (ZEY) İNDERE afet konutları bölgesini araçla kısmen dolaştım. Gördüklerimi izledim, gözlemledim
Dağlar delinmiş, tepeler yarılmış. Virajlar, dik rampalar, gidişli gelişli duble yollar, koca koca istinat ve heyelan duvarları… Kayalık yamaçlar, devasa masraflarla yerleşim alanına dönüştürülmüş!
*16.467 afet konutu yapılmış.
*9.532 konut kurayla hak sahiplerine teslim edilmiş.
*Geriye kalan 6.935 konut ise ortada. İhtiyaç fazlası yapılan bu konutlar boş duruyor!
Üstelik hak sahiplerine teslim edilen bazı evlerin de uzun zamandır boş olduğu söyleniyor.
ASIL MESELE YALINIZ EV YAPMAK DEĞİL, ŞEHİR KURMAKTIR!
Beş milyon metrekarelik dağlık alana kurulan İNDERE’DE yalınızca 363 iş yeri var. Üstelik 35 ayrı noktaya dağıtılmış. Her noktaya yaklaşıl 10-11 dükkân düşüyor.
Yarın 70-80 bin nüfusa ulaşması öngörülen bir yerleşimden söz ediyoruz.
Ama insanları buluşturacak, esnafı bir araya getirecek, şehrin kalbi olacak tek bir merkezi çarşı bile yok!
Evler var. Yollar var. Duvarlar var. Beton var!
Peki, şehir nerede?
İNDERE’DE bir sessizlik, bir ıssızlık, bir kimsesizlik havası hissediliyor.
Çünkü şehir dediğimizde yalınızca binalardan ibaret değildir.
Şehir; komşuluktur, akrabalıktır, esnaftır, sokaktır, hatıradır.
İnsanların birbirine dokunduğu hayattır!
Peki, bu kadar masrafa neden mecbur kalındı?
Dağların, tepelerin ve kayalıkların arasına konut yerleştirmek zorunlu muydu?
Bunca yol, istinat duvarı, heyelan önlemi ve alt yapı masrafına neden ihtiyaç duyuldu?
Şehrin dört bir yanında daha uygun ve güvenli yerleşim alanları değerlendirilemez miydi?
Musalla ve Mara mahallelerindeki kentsel dönüşüm kapsamında ki projeler örnek alınarak şehrin farklı bölgelerine güvenli yerleşim alanları oluşturulabilinirdi.
İNDERE’YE harcanan paranın çok daha küçük bir bölümüyle, gerçekten ihtiyaç duyulan yaklaşık 10 bin konutun şehrin uygun bölgelerine yapılması mümkün değil miydi?
Mevcut bir-iki kat eski yapıların yenilenmesi, insanların yaşadıkları mahallelerden kopmadan güvenli evlere kavuşması sağlanamaz mıydı?
Üstelik alt yapısı daha elverişli alanlarda, İNDERE’DEKİ gibi devasa istinat ve heyelan duvarlarına, dağları yaran yollara ihtiyaç duyulmazdı!
Gelelim 6.935 adet ihtiyaç fazlası konutlar neden yapıldı?
Bugün binlerce konut boş dururken bunun hesabı kimler verecek?
Kamu kaynakları kimlere peşkeş çekildi, kimlere rant sağlandı?
BU SORU İŞARETİ, CEVABI VERİLENE KADAR HEP ORADA KALACAK!...
















