Bu son üç buçuk yıl içerisinde defalarca bu konuları gündeme taşıdık.
Bu şehrin kimliğini, hafızasını, sosyal yaşantısını ve kültürünü yakından tanıyan yerel aktörlerin karar alma süreçlerinde daha etkin rol alması gerektiğini vurguladık.
Defalarca uyardık…
Dikkat çektik…
Ortak akıl dedik…
Vizyon dedik…
Ama bugün dönüp baktığımızda, aradan geçen 3,5 yıla rağmen Adıyaman’ın birçok temel sorununu hâlâ konuşuyoruz. Oysa deprem sonrası sağlanan önemli destekler, doğru planlama ve güçlü iş birliğiyle şehrin daha hızlı bir dönüşüm yaşamasına katkı sağlayabilirdi.
Sonuç olarak bugün hâlâ birçok başlığı tartışmaya devam etmezdik!
Dedik ki: Adıyamanlıların ortak yaşam alanı olarak gördüğü Kent Meydanını Emlak Konuta “peşkeş” çekmeyin!
Burada tüyü bitmemiş yetimin hakkı var!
Dönemin yöneticileri, yüksek ve güçlü makamlara hoş görünmek için en büyük “İhanete” öncülük etti!
Kent Meydanı’na 45 günde 28 iş yeri konduruldu!
Başından beri uyardık: Bu kadar yoğun konutlaşmayı Karadağ'a taşımayın; kentin yaşam tarzını, kültürünü ve hafızasını zedelemeyin. Ancak bu çağırılar ne yazık ki karşılık bulmadı.
Karadağ’da, doğanın dengesi yeterince gözetilmeden binlerce ağaç kesildi, dinamitler patlatıldı, geniş çaplı kazılarla binlerce metreküp kaya kütlesi ortadan kaldırıldı ve kilometrelerce alt yapı çalışması gerçekleştirildi!
Adıyaman gerçeklerini göz ardı eden Ankara, buraya Karadağ'a, 16 bin 467 adet Afet Konutu ve 353 iş yeri temelini atılar!
Bugün bakıyoruz; 16 bin 467 konuttan 9 bin 532 adeti hak sahiplerine kura ile teslim edilmiş, Ankara'nın planlamasına göre de, 6 bin 935 konut sahipsiz, fazla yapılmış!
Ve bu 3,5 yıl içerisin de birçok konut ya bitirilmemiş veya eksikleri var.
Sözde hak sahiplerine teslim edilen 9 bin 532 konutta da oturan hane sayısı 4 bin 500 civarın da olduğu belirtiliyor.
Tüm bunların yanında yarın nüfusu 80-90 bin olacağı planlanan bu bölgede, hayatı kolaylaştıracak birçok sosyal donatılar daha hazır değil!
Hep tribünlere oynandı!
Hibe projelerinden yararlanamadık!
Bu şehri 3,5 yıldır toplumun ortak iradesiyle bir türlü geleceğe taşıyamadık!
Birkaç örnekle bakalım;
Peki bugün neredeyiz?
Tarihi Ulucami’nin restorasyonu…
Kap Cami'nin geleceği…
Tuz Hanı…
Eski Askerlik Şubesi…
Cumhuriyet ilköğretim Okulu…
3,5 yıldır kapalı olan Şehir Müzesi…
Temeli dahi atılmayan Atatürk Şehir Stadyumu…
Gazihandede Mesire Alanı…
Bu başlıkların hangisinde beklenen düzeyde ilerleme sağlanabilindi!
Bir Kent Müzesini de içinde barındıracak bir Turizm Cazibe Merkezini ulusal ve uluslararası hibelerden yararlanarak yapabildik mi?
Geçici oturma alanları ve konteynerlerde yaşamını sürdüren Aile ve esnaflara altyapısı oluşturulmadan yerlerinizi boşaltın deniliyor!
Esnaf dükkân bulamıyor!
Bulsa bile bütçesini çok aşıyor!
Ev kiraları başını almış gidiyor!
Kiracılar, dar gelirliler ne yapacağını şaşırmış!
Bu günde karamsarlık ve belirsizlik devam ediyor!
Bu şehrin geleceğe daha güvenle bakabilmesi için hiç olmasa bundan böyle, ekonomik ve sosyal alanda, planlı, vizyonlu, katılımcı yönetim anlayışı ile Kısa-Orta ve uzun vadeli hedefler ortaya koymak gerekiyor!

















