Bilhassa depremden sonra bu şehrin üzerine öyle bir sessizlik, öyle bir kabullenmişlik çöktü ki; hak aramayı unuttuk. Sorunların peşine düşmeyen, sorgulama kültürümden uzaklaşan, teslimiyetçi ve birlikte hareket etme refleksini büyük ölçüde kaybetmiş bir yapıya büründük.
Oysa Adıyaman böyle değildi.
Gerektiğinde sesini yükselten, ortak meselelerde kenetlenebilen, hakkını aramaktan çekinmeyen bir şehirdi.
Yerel basına baktığımızda ise, her ne kadar bazı basın mensupları bir gayret içerisinde olsa da depremin bıraktığı travma ve yorgunluğu henüz tam anlamıyla atlatabilmiş değiller. Bu durum, doğal olarak kentin sorunlarının yeterince takip edilmesini de zorlaştırıyor.
Geçmişte toplumsal meselelerde çok daha duyarlı bir duruş sergileyen, gündemi canlı tutan, gelişmeleri sonuna kadar takip eden ve kamuoyunu eksiksiz bilgilendiren Adıyaman basını, bugün eski etkinliğinden uzak bir görüntü veriyor.
Oysa bu şehir için güçlü bir basın, sadece haber yapan bir kurum değil; aynı zamanda kentin hafızası, vicdan ve hak mücadelesinin öncüsüydü.
Uzak ve yakın tarihimiz bunun sayısız örneğiyle doludur.
Adıyaman-Gölbaşı karayolunun yapımı, üniversitenin kuruluş süreci, Adıyaman tütün üreticisinin hak mücadelesi ve eski devlet hastanesinin yerine yenisinin yapılması için demir kapıya kendini zincirleyerek farkın dalık oluşturan muhtarın eylemi…
Bütün bu süreçlerde toplumsal dayanışmanın ve yerel basının öncü rolünü kimse inkâr edemez.
Eğer Adıyaman’ın sosyal, kültürel ve ekonomik geleceğini korumak, bu şehri daha güçlü bir noktaya taşımak istiyorsak; halkıyla, basınıyla, sivil toplumuyla yeniden eski kararlı, ısrarcı ve duyarlı kimliğimize dönmek zorundayız.
Ne yazık ki son üç yılda dönemin mülki idare yönetimi, bu şehrin birçok meselesini popülist yaklaşımlara kurban etmiş; depremin ardından ortaya çıkan tarihi fırsatları değerlendirmemiştir.
Mülki idarede yeni bir dönem başlamıştır. Yaklaşık dört aydır görevde bulunan Sayın Valinin sağlıklı bir çalışma ortamı oluşturabilmesi için sürekli protokol ve “hoş geldin” programları yerine artık şehrin gerçek gündemine odaklanmamız gerekir.
Adıyaman’ın yerelde çözüm bekleyen sorunları ele alınmalı ve geleceğe yönelik somut projeler üretilmelidir.
Bu noktada yerel basına her zamanki gibi önemli görev düşmektedir. Gazeteciliğin en kutsal görevlerinden biri olan “fikri takip”, yani bir konuyu sonuç alıncaya kadar izlemek, sorgulamak ve kamuoyunun gündeminde tutmak yeniden basının temel ilkesi olmalıdır.
Çünkü Adıyaman’ın buna ihtiyacı var.
Bu şehrin hafızası bunu bekliyor.
Bu şehrin kimliği bunu istiyor.