TÜRKİYE BU TÜRKİYE OLMAMALI!..Türkiye’de son yıllarda yaşananlara bakıldığında insan,”BİZ NASIL BU NOKTAYA GELDİK?” diyerek Türkiye bu Türkiye olmamalı demekten kendini alamıyor!
Bu gün bakıyoruz; 2002 yılında ülkemizdeki cezaevlerinde yaklaşık 60 bin tutuklu ve hükümlü varken bu sayı bugün 450 bini bulmuş. 130 bine yakın tutukluya yatacak yer yok, yerlerde yatıyorlar!
Gençlerin rol model olarak gördüğü sanatçılar, iş insanları ve gazeteciler; uyuşturucu, fuhuş ve yolsuzluk skandallarıyla sıra-sıra gündeme geliyor, insanları hayal kırıklığına uğratıyor!
Bakıyoruz, 7 aylık dönemde 81 ilde yapılan 7.818 operasyonda 70 bin 853 şüpheli, 32 bin 882 tutuklama, 15 bin 826 adli kontrol kararı…30 milyar değerinde uyuşturucu, milyonlarca dolar, avro ve TL’nin yanında 586 çek ve senet el konulurken katlar, yatlar, villalar lüks araçlar ortaya çıkıyor. Bu tür operasyonlarda hız kesmeden devam ediyor!
Tarikatlar ve cemaatler fakir fukara sırtından zenginleşiyor. 200 kilo külçe altın, hesapsız kitapsız paralar…
Emekli bir bürokratta ve belediye başkan yardımcısında kilo-kilo külçe altınlar, milyonlarca dolar ve avro, sayısız araç ve katlar, yatlar, villalar, yüzlerce tapu kayıtları!
Bu paralar nereden nasıl geldi? Nasıl kazanıldı? Meydan neden bu kadar boş bırakıldı? Bu başıboşluğu insan düşünmeden edemiyor, akıl erdiremiyor!
Ak Parti’nin 677, CHP’nin 371, MHP’nin 128 belediyesi olmak üzere, son iki buçuk yılda 1.535 belediye hakkında soruşturma izni verildiği belirtiliyor!
Ancak bu soruşturmalarda Ak Parti’nin adı da yok, sesi de yok!
Şafak operasyonların merkezinde hep CHP’li belediyeler var. Yaklaşık 40 belediye başkanının tutuklanması da siyası hesaplaşma tartışmalarını beraberinde getiriyor!
Gelelim şeytanın babasının bile aklına gelmeyecek borsa vurgununa!
455 bin kişi zarar görüyor, 187 milyar liralık vurgundan söz ediliyor!
Bunu yapanlar arasında, üç dört yerden maaş alan, geleceği en iyi makamlara getirilen koca-koca adamlar var. 2 milyarlar, 10 milyarlar, 20 milyarlar havada uçuyor. Kendi sistemlerine bile ihanet ediliyor!
Tüm bunlara rağmen Yollar, köprüler, tüneller, dev hastaneler, yerli ve milli savunma sanayideki gelişmeler ve Terörsüz Türkiye için atılan adımlarda var.
Bugün bu ülkenin ekonomik büyüklükte dünyada 16’ncı, Avrupa’da 7’nci sırada yer aldığı gerçeği de ortada.
Ancak yaklaşık 5 milyon hane, 19-20 milyon insanımız devletten sosyal destek alarak yaşıyor!
İcra ve iflas dairelerindeki açık dosya sayısı 27 milyonu bulmuş durumda!
Bir yıllık bütçemize yakın borcu olan bir ülkede yaşıyoruz!
2026 yılında faiz ödememiz 2 trilyon 742 milyar TL. 2027 yılında borçlara karşılık faize ayrılacak para ise 4 trilyon liraya yaklaşıyor
Bu büyüklükteki bir ekonomi içerisinde, ülkemiz hiçbir zaman son 7-8 yılda yaşadığı kadar geçim sıkıntısı ve yoklukla anılmamıştı!
Market, pazar, emekli maaşı, asgari ücret gelecek kaygısı… Hiçbir zaman bu kadar konuşulmazken bugün artık “Yeter” denilmeye başlandı!
Basın özgürlüğünde 180 ülke arasında 163’üncü sırada yer alırken TELE1, HALK TV ve bazı yayın organlarına el konulması, kayyum atanması gibi gelişmelerde bir takım özgürlükler üzerinde gölge oluşturuyor!
Tüm bunlara karşılık muhalefet parça-parça!
Ana muhalefet lideri her konuda konuşma rekoru kırıyor. İktidarın verdiği her gündemi ders anlatır gibi en ince ayrıntısına kadar anlatmaya gayret gösteriyor!
Bütün bu olumsuzlukların yanında Türkiye'nin gücünü de görüyoruz
Dünyanın en büyük 20 ekonomisi içerisinde yer alan, devasa bütçesi, yüksek geliri, dinamik genç nüfusu ve her türlü zenginliğe elverişli coğrafyasıyla parlayan bu ülkemizde emeklisi, işçisi, köylüsü, çiftçisinin feryat etmesi kabul edilemez!
Aslında bizim köklü kültürümüzde; yolsuzluğa, kara paraya, kumara sokak çetelerine, uyuşturucu baronlarına, mafya ve asayiş bozukluğu gibi yozlaşmalara da yer yoktur!
YETER Kİ VATANDAŞIN SESİNE KULAK VERİLSİN!
