Adıyaman Emek ve Demokrasi Platformu tarafından, CHP'nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptaline ilişkin verilen "mutlak butlan" kararına tepki amacıyla basın açıklaması düzenlendi. Adıyaman Mimar Sinan Kültür Parkı Güney Kapısı önünde gerçekleştirilen açıklamada konuşan Platform Dönem Sözcüsü ve SES Adıyaman Şubesi Eş Başkanı İbrahim Halil Aydın, Türkiye'de uzun süredir demokrasi ve hukuk krizinin yaşandığını savundu.

"Halk İradesine Yönelik Bir Tasarruf"
Aydın, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen kararın yalnızca bir siyasi partiyi değil, demokratik siyasetin bütününü hedef aldığını ileri sürerek, "Cumhuriyet Halk Partisi'nin kurultaylarının iptali istemiyle açılan davada verilen 'mutlak butlan' kararı; sivil siyasete, seçme ve seçilme hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir" dedi.
Kararla birlikte CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve parti yönetiminin görevlerinin sona erdirildiğinin belirtilmesine dikkat çeken Aydın, "Eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na görevin iadesi yönünde hüküm kurulması, doğrudan halk iradesine yönelik bir tasarruf niteliği taşımaktadır" ifadelerini kullandı.
"Yargı Eliyle Siyasal Alan Dizayn Edilmek İsteniyor"
Aydın, açıklamasında yargının siyasal alanı şekillendirmek amacıyla kullanıldığını öne sürerek "Önümüzdeki siyasal sürece baktığımızda açıkça görünen; yargı eliyle siyasal alanı ve toplumsal muhalefeti dizayn etme girişimidir. Hukukun, halk iradesini koruyan bağımsız bir zemin olmaktan çıkarılıp siyasi müdahalelerin aracı haline getirilmesi yalnızca bugünü değil, ülkenin geleceğini de tehdit etmektedir" dedi.
"Bugün Mutlak Butlan Tartışmaları Var"
Türkiye'de anti demokratik uygulamaların giderek arttığını savunan Aydın, geçmişte belediyelere kayyum atandığını hatırlatarak, "Dün seçilmiş belediyelere kayyum atanırken 'istisna' denildi. Bugün siyasi partilerin iç işleyişine ve halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye yönelik müdahaleler 'hukuki süreç' adı altında meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Dün kayyum vardı, bugün mutlak butlan tartışmaları var; peki yarın ne olacak?" dedi.
"Demokrasi Yalnızca Sandık Değildir"
Toplumsal barış ve demokratik çözüm için hukukun üstünlüğünün esas alınması gerektiğini dile getiren Aydın, "Demokrasi yalnızca sandık değildir. Demokrasi; halkın iradesine saygıdır. Demokrasi; hukuki güvence, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkıdır" dedi.
"Yargıyı bu yanlıştan dönmeye çağırıyoruz"
Açıklamanın sonunda Emek ve Demokrasi güçleri adına çağrıda bulunan Aydın, "Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görevden el çektirilmesi sonucunu doğuran bu 'mutlak butlan' kararını insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz" ifadelerini kullandı.
Aydın, açıklamasının tamamında şu ifadelere yer verdi:
"Değerli basın emekçileri, değerli halkımız;
Ülkemiz uzun süredir ağır bir demokrasi, rejim ve hukuk krizinin içerisindedir. Cumhuriyet Halk Partisi'nin 38. Olağan Kurultayı ile 21. Olağanüstü Kurultayı'nın iptali istemiyle açılan davada, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi tarafından verilen "mutlak butlan" kararı; sivil siyasete, seçme ve seçilme hakkına ve örgütlenme özgürlüğüne yönelik ağır bir müdahaledir.
Bu kararla birlikte Genel Başkan Özgür Özel, Merkez Yürütme Kurulu üyeleri, Parti Meclisi üyeleri ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin görevlerinin sona erdirildiğinin belirtilmesi; ayrıca 38. Kurultay öncesi görevde bulunan eski Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu'na görevin iadesi yönünde hüküm kurulması, doğrudan halk iradesine yönelik bir tasarruf niteliği taşımaktadır.
Yalnızca bir siyasi partiyi değil, Türkiye'de demokratik siyasetin, seçme ve seçilme hakkının bütünüyle tasfiyesini hedef alan tehlikeli bir dönemece girdiğimizi göstermektedir.
Bu karar ile birlikte önümüzdeki siyasal sürece baktığımızda açıkça görünen; yargı eliyle siyasal alanı ve toplumsal muhalefeti dizayn etme girişimidir. Hukukun, halk iradesini koruyan bağımsız bir zemin olmaktan çıkarılıp siyasi müdahalelerin aracı haline getirilmesi; yalnızca bugünü değil, ülkenin geleceğini de tehdit etmektedir.
Türkiye toplumu yıllardır anti demokratik uygulamaların ağır sonuçlarını yaşamaktadır. Dün seçilmiş belediyelere kayyum atanırken "istisna" denildi. Bugün siyasi partilerin iç işleyişine ve halkın sandıkta ortaya koyduğu iradeye yönelik müdahaleler "hukuki süreç" adı altında meşrulaştırılmaya çalışılıyor. Dün kayyum vardı, bugün mutlak butlan tartışmaları var; peki yarın ne olacak? Bu sorunun yarattığı kaygı bile tek başına ülkedeki hukuki güvensizliğin ve siyasal baskı ortamının göstergesidir.
Bugün yaşananlar yalnızca bir partinin meselesi değildir. Siyasi partilerden derneklere, meslek odalarından sendikalara kadar örgütlü her toplumsal yapıya açık bir gözdağı verilmektedir. İfade özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, seçme ve seçilme hakkı giderek daha fazla baskı altına alınmaktadır. Hukuki güvenlik ilkesi fiilen ortadan kaldırılmakta; yurttaşlara "her an her şey olabilir" duygusu dayatılmaktadır.
Oysa toplumsal barışın, demokratik çözümün ve birlikte yaşamanın yolu; baskıyı büyütmekten değil, demokrasiyi güçlendirmekten geçmektedir. Türkiye'nin en temel sorunlarının çözümü de ancak hukukun üstünlüğünün esas alındığı, halk iradesine saygı duyulan, demokratik siyasetin önünün açıldığı bir zeminde mümkündür.
Çözüm ve barış umudunun konuşulduğu süreçlerde dahi anti demokratik uygulamaların sürdürülmesi büyük bir çelişkidir. Çünkü demokrasi olmadan toplumsal barış olmaz. Hukuk olmadan güven olmaz. Halk iradesi tanınmadan hiçbir süreç gerçek anlamda toplumsallaşamaz.
Bizler biliyoruz ki; demokrasi yalnızca sandık değildir. Demokrasi; halkın iradesine saygıdır. Demokrasi; hukuki güvence, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkıdır.
İnsan hakları savunucuları, Emek ve Demokrasi güçleri olarak; Cumhuriyet Halk Partisi yöneticilerinin görevden el çektirilmesi sonucunu doğuran bu "mutlak butlan" kararını insan hakları, demokrasi ve hukuk güvenliği ilkelerine tamamen aykırı bulduğumuzu ifade ediyor, Türkiye yargısını bu büyük yanlıştan dönmeye çağırıyoruz."
Kaynak : PERRE
Admin

















