Aslında bu köşe yazımın konusu Adıyaman'ın yeni Belediye Başkan Yardımcısı Burak Binzet, ancak onu anlatabilmek için özetle de olsa Binzet ailesinden bahsetmeden geçemeyeceğim...
Mesela Adıyaman'ın henüz il olmadan önceki Belediye Başkanlarından biri olan merhum Rıza Binzet'in torunu.
Mesela çok partili döneme geçildikten sonra Türkiye'de yaşanan sağ-sol çatışmalarının en yoğun olduğu yılları kapsayan 60-70 ve hatta 80'li yıllarda Adıyaman'da sol menşeli politika yapanlardan biri olan ve aynı zamanda uzman bir doktor olan merhum Nevzat Binzet'in oğlu...
Onlar, yani Binzet ailesi, Atatürk'ün kurduğu CHP'ye (Cumhuriyet Halk Partisi) ilk katılanlardan olup bugüne kadar ailecek bu partide siyaset yapmış yerli ve köklü ailelerden biridir... Bu aile hiç bir zaman ve en karanlık dönemlerde bile parti değiştirmemiş sosyal demokrat fertlerden oluşuyor...
Binzet ailesinden olup da herhangi bir sağ partide aktif siyaset yapan kişi duymadım, tanımıyorum... Elbette belki vardır ama ön saflarda siyaset yapan birini duymadım. Bu aile ile ilgili politik anlamda söylenecek en doğru cümle yeri gelmiş üyelik, yeri gelmiş il-ilçe teşkilatlarının yöneticiliği, insanların aday olmaya korktuğu yıllarda adaylık ve hatta kurşunlara-tehditlere maruz kalmak, cezaevinde işkenceler görmek dahil bedel de ödemişler diyebilirim.
Bu aile aynı zamanda Adıyaman'ın en varlıklı ailelerinden biridir. Örneğin şu anda çok sayıda depremzedenin geçici barınmasının sağlandığı (Otogar bölgesindeki) konteyner kentlerin ve Örenli diye bilinen mevkiye'deki konutların hemen hemen tamamı bu aileye aitti arazidedir.
Binzet ailesi, aynı zamanda merhum gazeteci üstadımız merhum Fadil Binzet'le de ayrıca anılmaktadır... Fadil Binzet, Nevzat Binzet'le amca çocuğudur. Yani Burak Binzet, gazeteci Ferit Binzet'le kuzendir.
Böylece Binzet ailesi hakkında bilinmesi gerekenleri ifade etmiş oldum; şimdi de "Ahde Vefa" yazılarımdan birisini daha sizlere sunacağım.
Kimlikteki adı Mehmet Sırrı Burak Binzet, herkes onu Burak ismiyle anar ama ben bir ek yaparak ondan bahsedeceğim...
Malumunuz Ulu Önder'e adaşı bir öğretmeni Kemal ismini eklemiş ya, ben de Burak kardeşime hayatı boyunca yaşadığı iniş-çıkışlarını vurgulamak üzre Nesimi ismini eklemeyi uygun gördüm, umarım yazımı okuduktan sonra sizler de bana hak verirsiniz.
İlin en zengin ailelerinden birisinin ilk evladı olarak doğdu. Ruşen-Nevzat Binzet çiftinin ilk göz ağrısı olduğu için ona ailenin en sevdiği erkek ismi olarak Mehmet, merhum amcasının anısına Sırrı ve son olarak İslâm dininin önemli figürlerinden birisini hatırlatmak üzre Burak denilmiş...
Çocukluğu ve gençliğinde ekonomik açıdan varlıklı yıllar yaşamış ama krizlerden de nasibini almış... Yani hem zenginliği hem fakirliği en uç noktada yaşamış...
Politika yapacak çağa girer girmez ataları gibi CHP'ye koşmuş; sıradan üyeliği de il başkanlığı makamını da seve seve yapmış...
Zaman zaman bazı seçimlerde aday adayı ve hatta aday olmuş... Yani partisi için elini de canını da taşın altına uzatmış...
Onu en zorlu günlerinde de gördüm, en varlıklı günlerinde de ama sızlandığını hiç görmedim... Çevresinden kendine yakışan gülüşünü hiç esirgemedi...
Birçok insanın kendi koşturmacasıyla uğraştığı, bazılarının başka şehirlere göçtüğü pandemide de, 6 Şubat'ta da onu hep sahada ve koştururken gördüm...
Bana "depremin ilk anında gördüğün üç siyasi yönetici say" deseler ilk sırada Burak Binzet'i, ardından o günlerde görevde olan Belediye Başkan Yardımcısı Ramazan Oruç'u sayarım, üçüncüsü de Abdurrahman Tutdere derim... "Peki ya Selim Çakır ve Mehmet Tırpan yok muydu" derseniz "haklısınız" onlar da vardı ama onlar o dönemlerde idareci değillerdi...
Sonra yerel seçimlerde Abdurrahman Tutdere'nin listesinden kontenjan aday oldu ve Belediye Başkanlığı seçiminde ulaşılan başarının ardından Belediye Meclisine girdi...
Sonra, sonra... Haberlerde "Adıyaman'da depremde 100 kişinin hayatını kaybettiği Zümrüt Apartmanı'nın fenni mesulü ve statik proje müellifi Burak Binzet tutuklandı" cümlesiyle bir şok daha yaşadı...
Aylarca cezaevinde konakladı...
Sonra, sonra birden salıverildi...
Sonra, sonra o karanlık günlerin ardından tekrar aydınlanan günlere ulaştı....
O şimdi Belediye Başkan Yardımcılığı gibi önemli bir makamda...
Yani tıpkı meşhur şair Nesimi gibi... Kâh çıktı gökyüzüne seyreyledi alemi, kâh indi yeryüzüne seyretti alem onu...
Ne dersiniz, onu Nesimi'ye benzetmekte ve Burak Nesimi Binzet demekte haksız mıyım?




















