Bereket yaptığı açıklamada şunları şöyledi:
Asrın felaketi olarak kayıtlara geçen 6 Şubat depremlerinin üzerinden aylar değil, yıllara yaklaşan bir zaman geçti.
Ama Adıyaman için felaket bitmedi.
Çünkü bu şehir hâlâ konteynerlerde yaşam mücadelesi veriyor.
Hâlâ mezar taşlarına bakarak büyüyen çocukları var.
Hâlâ “yarın” kelimesini temkinle kullanan anneleri, babaları var.
Ve şimdi…
Bu bitmeyen yasın üzerine bir de siyasetin hoyrat dili dökülüyor.
Mustafa Destici’nin Adıyaman’da yaptığı açıklamalar, bir kez daha gösterdi ki;
Bazıları için bu şehir hâlâ bir seçim durağı,
Acılarımız ise kullanışlı bir söylem malzemesi.
Bir Anaokulu Değil, Bir Vicdan Aynası
Deprem çocukları için açılan bir anaokulu hedef alındı.
Hem de neyin üzerinden?
Bir sanatçının kimliği, bir görüntü, bir bahane…
Oysa orada açılan şey bir bina değil;
çocukların korkudan uzak uyuyabileceği bir alan,
enkazın ortasında umut üreten bir vicdandı.
Gülben Ergen’in kurucusu olduğu
Çocuklar Gülsün Diye Derneği,
bu kentte üçüncü anaokulunu açtı.
Üç kez geldi.
Üç kez “Adıyaman” dedi.
Üç kez çocuklara dokundu.
Soruyoruz:
Siz bu şehre kaç kez geldiniz?
Kaç çocuğun gözlerine baktınız?
Kaç kalıcı eser bıraktınız?
“Bizim Yasımız Sizin Propaganda Alanınız Değil”
Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Gani Bereket’in sözleri, bir kişinin değil; bir kentin bastırılmış öfkesidir:
“Asrın felaketinin üzerinden 34 ay geçti. Bu memlekete tek bir kalıcı eser bırakmamış olanlar, depremzedeler üzerinden konuşamaz. Bizim yasımız sizin propaganda alanınız değildir.”
Bu bir siyasi polemik değil.
Bu, onurunu korumaya çalışan bir kentin haykırışıdır.
Bereket,
“Gel konteynerleri gezelim” dedi
“Gel yarım kalan hayatları görelim” dedi.
“Gel ama acı üzerinden siyaset yapma” dedi.
Sorun Halay Değil, Zihniyet
Adıyaman çok net konuşuyor:
Sorun ne bir halaydır,
Ne bir kıyafet,
Ne bir isim…
Sorun zihniyettir.
Bu şehir;
dilini, kimliğini, inancını değil,
insanlığını merkeze alan herkesi bağrına basar.
Bir çivi çakanın başımızın üstünde yeri vardır.
Üç anaokulu yapan alkışlanır.
Laf değil, iz bırakmak makbuldür.
Ayrıştıran Dile Karşı Ortak Vicdan
Büyük Birlik Partisi liderinin yıllardır değişmeyen dili, kriz anlarında birleştirmeyi değil, ayrıştırmayı tercih eden bir çizgiyi yeniden ortaya koymuştur.
Oysa bugün konuşulması gerekenler şunlardır:
Barınma krizi.
Kaybolan çocukluklar.
Yarım kalan hayatlar.
Hesabı sorulmayan ihmaller.
Bir anaokulunu hedef göstermek değil.
Adıyaman’dan Son ve Net Söz
Bu şehir çok acı gördü.
Ama acısını kullandıracak kadar sahipsiz değil.
Adıyaman, bir kez daha ve daha yüksek sesle söylüyor:
“Bizim acımız sizin siyasetinize malzeme olmayacak.”
Bu bir tehdit değil.
Bu, bir halkın vicdan hükmüdür.
Admin











