DBP Eş Genel Başkanı Uçar, Adıyaman'da Kanaat Önderleriyle Buluştu - Videolu Haber

Demokratik Bölgeler Partisi DBP Eş Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Çiğdem Kılıçgün Uçar, partisinin "Barışın Sözünü Halkla Kuruyoruz" çalışmaları kapsamında Adıyaman'da temaslarda bulundu. Üç günlük program kapsamında kentte çeşitli ziyaretler gerçekleştiren Uçar, programının ikinci akşamında kanaat önderleri, inanç temsilcileri, oda ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir araya geldi.

SİYASET - 07-07-2026 15:59

DBP Eş Genel Başkanı Uçar, Adıyaman'da Kanaat Önderleriyle Buluştu - Videolu Haber

DBP Adıyaman İl Eş Başkanları Av. Hacı Kabak ve Suzan Şan'ın ev sahipliğinde düzenlenen istişare toplantısına DEM Parti il eş başkanları, Adıyaman Barosu, Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası, SMMMO, Esnaf ve Sanatkârlar Odası, İMO temsilcileri, KESK, Pir Sultan Abdal Derneği, Süryani Kadim Kilisesi temsilcisi Melki Ürek, Kent Konseyi, Tabip Odası ve çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı.

Toplantıda barış süreci, demokratik çözüm arayışları, Meclis'te yürütülen çalışmalar, toplumsal beklentiler ve sivil toplumun sürece katkısı ele alındı. Katılımcılar, süreçle ilgili görüş, öneri ve eleştirilerini DBP heyetiyle paylaştı.

KABAK: BARIŞ BİZİM İÇİN EKMEK VE SU KADAR ACİL BİR İHTİYAÇTIR

Programın açılış konuşmasını yapan DBP Adıyaman İl Eş Başkanı Av. Hacı Kabak, yürütülen çalışmanın temel amacının barış sürecine ilişkin toplumun farklı kesimlerinin görüşlerini dinlemek olduğunu söyledi.

Kabak, çatışmalı süreçlerin yükünü en ağır biçimde yaşayan toplumlardan biri olarak barışın kendileri için hayati bir ihtiyaç olduğunu belirterek, "Barış bizim için ekmek ve su kadar acil bir ihtiyaçtır. Ancak onurlu bir barış istiyoruz. Toplumun bütün kesimleri, bütün halklar ve bütün inanç grupları için olumlu bir barış istiyoruz." dedi.

Sürecin yalnızca devletin veya iktidarın adımlarına bırakılmaması gerektiğini vurgulayan Kabak, "Bizim devlet ya da iktidar adım atmıyor diye şikâyet etme hakkımız yok. Birlikte güç birliği ederek barışı hep beraber getireceğiz." ifadelerini kullandı.

Kabak, 27 Şubat çağrısından bu yana siyasi yapılarının sahada halkla, farklı toplumsal kesimlerle ve sivil toplum örgütleriyle bir araya geldiğini belirterek, "Bu akşam daha çok sizi dinlemek istiyoruz. Önerileriniz ve eleştirilerinizle bize katkı sunmanızı, sonrasında hep beraber barışı bu topraklara getirme gayemizi gerçekleştirmek istiyoruz." diye konuştu.

UÇAR: KÜRT SORUNUNUN ÇÖZÜMÜ BİR TÜRKİYE ÇÖZÜMÜDÜR

DBP Eş Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Çiğdem Kılıçgün Uçar ise konuşmasında Kürt sorununun yalnızca Kürtlerle sınırlı bir mesele olmadığını, Türkiye'nin demokrasi, hukuk, ekonomi ve toplumsal barış meselesi olduğunu söyledi.

Kürt sorununun Türkiye'deki en köklü eşitsizlik alanlarından biri olduğunu savunan Uçar, "Kürt sorunu bir Türkiye sorunudur. Kürt sorununun çözümü de bir Türkiye çözümüdür." dedi.

Uçar, Ortadoğu'da yaşanan gelişmelerin, enerji hatları üzerinden şekillenen yeni siyasal dengelerin ve bölgesel krizlerin Türkiye açısından da yeni bir demokratik zemini zorunlu kıldığını belirtti.

Türkiye'de barışın ve demokratik çözümün yalnızca siyasi aktörlere veya devlete bırakılamayacağını ifade eden Uçar, "Barış süreci de demokrasi süreci de çözüm süreci de tek başına devlete ve iktidara teslim edilemeyecek kadar ağır ve tarihi bir meseledir." diye konuştu.

"SÜRECİN DARALTILMASINA İZİN VERİLMEMELİ"

Uçar, mevcut sürecin "Terörsüz Türkiye" söylemine indirgenmesini eleştirerek, meselenin yalnızca güvenlikçi bir başlık altında ele alınmasının eksik olduğunu dile getirdi.

Kürt meselesinin güvenlik politikaları, terör söylemi veya beka tartışmalarıyla sınırlandırılamayacağını belirten Uçar, "Bu mesele Kürt mahallesine hapsedilemeyecek kadar büyük bir meseledir. Bu ülkenin hukuk, adalet, demokrasi ve eşitlik meselesidir." ifadelerini kullandı.

Meclis'te kurulan komisyonu önemli bulduklarını söyleyen Uçar, komisyonun bütün eksikliklerine rağmen barış ve çözüm zeminini güçlendirebilecek bir adım olduğunu belirtti.

Uçar, "Yüzyıl önce Kürtlerin, gayrimüslimlerin, Alevilerin yokluğu üzerinden bir ülke inşa edildi. Bugün bu Meclis, inkarını gerçekleştirdiği meselenin çözümü için bir araya gelme imkânı yakalamıştır. Bu adımı kıymetli buluyoruz." dedi.

"BARIŞIN SESİ DAHA GÜR ÇIKMALI"

Uçar, Türkiye'de toplumun önemli bir kesiminde iktidara duyulan güvensizliğin barış sürecine dair beklentileri de etkilediğini kaydetti. Buna rağmen barış iradesinin büyütülmesi gerektiğini söyleyen Uçar, demokratik kitle örgütleri, meslek odaları, inanç temsilcileri ve kanaat önderlerinin daha güçlü söz kurmasının önemine dikkat çekti.

"Tek bir şeye ihtiyacımız var; barış iradesini büyütmek." diyen Uçar, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Yüzde yüz aynı fikirde olmayabiliriz. Ama hiç kimsenin barışa ve demokrasiye duyduğu ihtiyaç farklı değildir, olamaz. Barış hepimizin barışı olsun. Bu ülkenin geleceğinde hepimizin adı olsun."

Uçar, Kürt halkının anadiline, kimliğine, tarihine ve demokratik siyasete katılım hakkına ilişkin taleplerin ülkenin hiçbir kesiminden hak eksiltmeyeceğini belirterek, "Bu ülkede tek bir insan bile hukuksuzlukla karşı karşıyaysa bu bir sarmaldır, yarın başka kesimleri de bulur." dedi.

ŞAN: BARIŞA DAİR SÖZÜNÜZÜ DİNLEMEK İSTİYORUZ

DBP Adıyaman İl Eş Başkanı Suzan Şan da konuşmasında toplantının temel amacının kurumların ve sivil toplum temsilcilerinin barış sürecine ilişkin görüşlerini almak olduğunu söyledi.

Şan, "Eş Genel Başkanımız Sayın Çiğdem Kılıçgün Uçar barışa dair sözünü kurdu. Biz bundan sonraki aşamada sizin barışa dair değerlendirmelerinizi merak ediyoruz. Bu anlamda mikrofonu sizlere vermek istiyoruz." dedi.

BARO BAŞKANI DOĞAN: BARIŞ VE DEMOKRASİ SÜRECİ OLARAK GÖRÜYORUZ

Toplantıda söz alan Adıyaman Baro Başkanı Av. Bilal Doğan, 27 Şubat çağrısıyla birlikte Türkiye'de yeniden barış sürecinin konuşulmaya başlanmasını kıymetli bulduklarını söyledi.

Doğan, iktidarın süreci farklı bir kavramla tanımladığını ancak barolar ve demokratik kitle örgütleri olarak kendilerinin bu süreci "barış ve demokrasi süreci" olarak gördüklerini belirtti.

Dünya örneklerinde çözüm süreçlerinin genellikle müzakere, anlaşma ve yasal güvence üzerinden ilerlediğini ifade eden Doğan, Türkiye'de ise henüz sürecin tam anlamıyla yasal bir zemine oturmadığını dile getirdi.

Doğan, "İlk andan itibaren kendimize şu soruyu sorduk: Savaştan mı yanayız, barıştan mı yanayız? Barıştan yanayız dedik. Ölümden mi yanayız, yaşamdan mı yanayız? Yaşamdan yanayız dedik." ifadelerini kullandı.

Barolar olarak Meclis'te grubu bulunan siyasi partilerle ve TBMM Başkanlığı'yla temaslarda bulunduklarını anlatan Doğan, Meclis'te kurulan komisyonun meşru zeminde tartışma imkânı sağlaması bakımından önemli olduğunu söyledi.

2013-2015 çözüm sürecinin sona ermesinin toplumda ciddi bir travma yarattığını belirten Doğan, buna rağmen barış sözünün daha cesur biçimde kurulması gerektiğini ifade etti.

Doğan, "Barışı getirecek olan sadece siyasi partiler, sadece devlet ya da sadece iktidar değildir. Meslek odaları, sivil toplum örgütleri, tüccarlar, esnaf ve Türkiye toplumunun tüm dinamikleri bu sürecin parçası olmalıdır." dedi.

TORUNOĞLU: BARIŞIN KAYBEDENİ OLMAZ

Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu ise iş dünyası adına yaptığı değerlendirmede, uzun yıllardır devam eden çatışmalı sürecin yalnızca can kayıplarına değil, ekonomik ve ticari kayıplara da yol açtığını söyledi.

Adıyaman'ın önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu hatırlatan Torunoğlu, 1970'li ve 1980'li yıllarda kente gelen yabancı turist sayısının bugün yakalanamadığını belirtti.

Bölgedeki güvenlik algısının, turizmden yatırıma kadar birçok alanı etkilediğini ifade eden Torunoğlu, "Barışın kaybedeni olmaz. Barışın olduğu toplumlarda yatırım olur, istihdam olur. İş dünyası şehirleri, bölgeyi ve ülkeyi daha güvenli bir liman olarak görür." dedi.

Torunoğlu, sürecin samimi bir şekilde ilerlemesini desteklediklerini belirterek, barışın ekonomik kalkınma ve toplumsal huzur açısından temel bir ihtiyaç olduğunu vurguladı.

ADIYAMAN'DA BARIŞ SÜRECİNE DAİR GÖRÜŞLER ALINDI

İstişare toplantısında sivil toplum kuruluşları, meslek odaları, inanç temsilcileri ve kanaat önderleri, barış sürecine ilişkin görüşlerini DBP heyetine aktardı.

Toplantıda, barışın yalnızca siyasi aktörlerin değil, toplumun bütün kesimlerinin ortak sorumluluğu olduğu vurgulanırken, sürecin demokratik, hukuki ve toplumsal güvencelerle ilerlemesi gerektiği ifade edildi.

Kaynak : PERRE

Neler Söylendi?
DİĞER HABERLER

"Adıyaman'ın Kaybedecek Bir Günü Bile Yok" - Videolu Haber

28-06-2026 - SİYASET

MHP'li Aslancan:

MHP'li Aslancan: "Birlik En Büyük Gücümüz"

23-06-2026 - SİYASET