HABERDE ADIYAMAN
HV
13 MAYIS Çarşamba 20:34

Adıyaman’da Eski Cinayet Dosyası Açılıyor

Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Adıyaman'da Cumhuriyet'in ilk yıllarında yaşanan ve dönemin basınına da konu olan eski hâkim Ali Rıza Bey cinayetinin perde arkasına ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.

GÜNCEL
Giriş Tarihi : 09-05-2026 12:00
Adıyaman’da Eski Cinayet Dosyası Açılıyor

Dalyan'ın aktardığı bilgiye göre, Karacabeyli eski hakimi Ali Rıza Bey'in tedavisiyle başlayan süreç, yalnızca bir cinayet soruşturması olarak kalmadı; Dönemin adliye yapısı, rüşvet iddiaları ve bütçe oranlarındaki yozlaşma tartışmaları da beraberinde arttı.

İddiaya göre Ali Rıza Bey, gece saatlerinde bir kahvehaneden evde dönerken yapının saldırı sonucu kaybolması kayboldu. Olayın ardından yapılan incelemelerde hakimin üzerinden 15 bin lira nakit para ile yaklaşık 2,5 kilogram külçe altın çıktığı öne sürüldü.

Dalyan, dönemsel ekonomik olayların gerçekleştiğini, söz konusu servetin oldukça yüksek bir meblağa karşılık geldiğini belirterek, bu durumun kamuoyunda geniş yankı uyandırdığını ifade etti.

Soruşturma sürecinde bazı kişilerin "yalancı şahitlik" nedeniyle hayatını kaybettiği ve adliyede çeşitli usulsüz örneklerin bulunduğuna dair iddiaların alevlendiği kaydedildi.

Cinayet zanlısı olarak yargılanan Biriman köyünden Mehmet isimli kişinin ise uzun süren dava sürecinin ardından suçlu bulunarak 1939 yılında idam edildiği belirtildi.

Dr.

Dalyan'ın değerlendirmesinde, hakimin çöküşünün ardından ortaya çıkan miras tartışmalarının da uzun süre devam ettiği, aile bireyleri arasında hukuki anlaşmazlıkların yaşandığı bilgisine yer verildi.

Tarihsel belgeler ve güncel arşiv kayıtlarına dayandırılan değerlendirmede, söz konusu olayın Adıyaman'ın yakın tarihindeki en dikkat çekici adli vakalardan biri olduğu vurgulandı.

Prof. Dr. Dalyan'ın yazısının tam hali şöyle:

"ADIYAMAN'DA BİR CİNAYETİN KANLI PERDE ARKASI: RÜŞVET, ALTIN ​​VE İDAM!

KAZA HAKİMİNİN ÜZERİNDEN DEVASA SERVET ÇIKTI: 15 BİN LİRA VE KİLOLARCA ALTIN!

Adıyaman (Hususi) - Şehrimizde infial uyandıran Karacabeyli eski hakimi Ali Rıza Bey cinayeti, basit bir asayiş vakası olabilmekten, adliye koridorlarındaki "akçeli" münasebetleri ve rüşvet çarkını faş eden büyük bir skandala dönüşmüştür. Gece boyunca bir kahvehaneden evde dönerken, hasar sonucu hayatların hakiminin ölümü, taşradaki adalet sıcaklıklarının ne denli karanlık ağlarla örülü olduğu tüm açıklığıyla kanıtlanmıştır.

 

Maktulün Üzerinden Çıkan Şaibeli Servet

Yapılan tahkikat neticesinde, Ali Rıza Bey'in üzerinden çıkan 15 bin lira nakit para ve 2,5 kilo külçe altın, mülki amirleri hayretler içerisinde bırakmıştır. Bir devlet memurunun maaşıyla biriktirilmesi imkânsız olan bu meblağın büyüklüğü, dönemin iktisadi şartlarıyla kıyaslandığında vahametini daha net ortaya koymaktadır. Zira bu miktar, o dönem koca bir kasabanın elektrik şebekesini kurmaya veya devasa bir nehir köprüsünün yarısını inşa etmeye yetecek büyüklüktedir. Bir memurun bu serveti biriktirmesi için tam 30 yıl boyunca hiç harcamadan çalışması gerekirken, hâkimin nakit parasıyla tam 40.000 kilo şeker alınabilmektedir. Halk arasında "Kim bilir kimlerin ocağı söndü?" dedirten bu birikimin, rüşvet ve iltimasla örülü bir "adli çarpıklığın" meyvesi olduğu iddia edilmektedir.

Yalancı Şahitler ve Kirli İş Birliği

Cinayetin ardından yürütülen derinlemesine soruşturmada, adliyenin adeta organize bir şebeke tarafından kuşatıldığı anlaşılmıştır. Şükrü, Mehmet, Abdullah ve Ömer isimli şahıslar, maktul hâkim hayattayken kurulan rüşvet çarkında "yalancı şahitlik" yaparak masumların canını yaktıkları gerekçesiyle tutuklanmışlardır. Bu şahısların, mahkemeyi yanıltmak ve sahte beyanlarla adaletin tecellisini engellemek suretiyle adliyeyi bir ticari kapıya çevirdikleri ortaya çıkmıştır.

Tetikçinin Sonu: Birimanlı Mehmet İdam Edildi

Adıyaman Müstantipliği'ni ve kamu vicdanını yıllarca meşgul eden davanın son perdesi ise kanlı bitmiştir. Hâkimi sokak ortasında vuran Biriman köyünden Mehmet isimli gencecik çocuk, yedi yıl süren muhakeme neticesinde suçlu bulunmuş ve 1939 yılında idam sehpasına gönderilmiştir. Devletin resmi otoritesini temsil eden bir cübbeye silah çekilmesi kanun nezdinde en ağır şekilde cezalandırılmış; ancak bu karar, cübbenin ceplerinden dökülen altınların yarattığı lekeyi temizlemeye yetmemiştir.

Kanlı Miras: Akrabalar Birbirine Girdi

Hâkimin bekâr ve çocuksuz olması, ardında bıraktığı bu "kanlı" mirası daha da trajik bir hale getirmiştir. Katili sehpaya giderken, maktulün Karacabey'deki kardeşleri ve yeğenleri bu devasa serveti paylaşabilmek için birbirlerine girmiş ve mahkemelik olmuşlardır. 1935 yılına ait belgeler, mirasçıların amansız bir hukuki mücadele içinde olduğunu göstermektedir. Hâkimin sağlığında rüşvetle yaktığı canların ahı, ölümünden sonra mirasçılarının birbirini yediği bu davalarda tecelli etmektedir.

Netice-i zelâm: Osmanlı'daki "kadı naiplerinin yolsuzlukları"ndan erken Cumhuriyet'teki "akçeli hakim" vakalarına uzanan bu çizgi, yargının bağımsızlığından ayrılan en büyük engeli bir kez daha ihtar yapmaktadır. Bu dosya, Adıyaman arşivlerinden çıkan sıradan bir haber değil; rüşvetin bir şehri ve bir hayatının nasıl zehirlendiğinin 7 yıllık vesikasıdır. Adalet, hem tetikçiyi hem de yozlaşmış aktörlerini kendi başarında yutmuştur. Bir tarafta rüşvetle kirlenmiş bir cübbe, diğer tarafta veya düzenin altında ezilip tetikçiye dönüşen bir köylü çocuk hayatta kaldı. Tarih, bu somut ve acı örnekle tekerrür ettiğini bir kez daha kanıtlamıştır."

Kaynak: PERRE

AdminAdmin

YORUMLAR